Fotografçılığın Tarihi
Fotografçılığın Temelleri
Fotograf Makineleri
Işık Kontrolü
Optik

IŞIK

Önceki konuda belirttiğim gibi ışık yoksa fotoğraf olmaz. Fotoğraf çekebilmek için; güneş, lamba, flaş gibi bir kaynaktan çıkan ışık ışınlarının objektiften geçip odak noktasındaki filme ulaşması gerekir. Peki ışık nedir? Zifiri karanlık bir ortamda hiçbir şeyi göremeyiz. Görebilmeyi ve renkleri ayırt etmeyi sağlayan ışık, doğada rastlanan elektromanyetik dalga şekillerinden yalnızca biri. Mor ötesi (ultraviyole), kızıl ötesi (enfrared), röntgen ışınları, Gama ışınları, radar ve radyo dalgaları diğer elektromanyetik yayınımlardır.

Elektromanyetik dalgalar iletici maddeye ihtiyaç olmaksızın boşlukta ilerleyebilir. Işık dalgaları saniyede 300 bin kilometre yol alır. Işığın yayılma yollarını belirten doğrulara ışık ışınları denir. Elektromanyetik ışınım (ışık ışınları), dalga şeklinde yayılan bir enerjidir. Dalgaların boyu, ışığın niteliğini belirler. Dalga boyunun ölçü birimi ise nanometredir (nm: metrenin milyarda biri). Hepimiz yağmurun ardından güneş belirdiğinde gök kuşağını görmüşüzdür. Aynı olay, güneş ışığını yani beyaz ışığı saydam bir prizmadan geçirdiğimizde meydana gelir. Prizmadan geçen ışınların yedi renge ayrıldığı görülür. Bunun bilimsel adı, görünür spektrumdur (tayf). Görünür spektrumu meydana getiren renkler kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur. Işığın prizmadan geçerken yedi renge ayrılmasının nedeni, beyaz ışığı oluşturan değişik dalga boyundaki ışınların prizmadan geçerken değişik miktarlarda kırılmasıdır. Buradan anlaşılacağı gibi, farklı dalga boyları renkleri oluşturur. Bizler, elektromanyetik tayf içinde 400 nm (mor) ile 700 nm (kırmızı) arasındaki küçük bir bölümü oluşturan beyaz ışığı görebiliriz. Tayfta yer alan ultraviyole (mor ötesi), enfrared (kızıl ötesi), x ve gamma gibi ışınları ise göremeyiz. Bu olay 17. yüzyılda Sir Isaac Newton tarafından incelenmiş. Okuldaki Newton çarkı deneyini hatırlayın. Görünür tayfı meydana getiren renklerin bulunduğu çarkı hızla döndürdüğümüzde, yedi rengin kaybolarak beyazın meydana geldiğine tanık olmuşsunuzdur.

Işık dalgaları boşlukta düz ilerler. Bir engelle karşılaşan ışık ışınları, bu nesnenin yapısına bağlı olarak ilerleyişini yansıma, yayılma ve kırılma biçiminde sürdürür. Işık bir nesneye çarptığında yön değiştirerek geri döner. Buna yansıma denir. Fotoğrafçılıkta nesnenin üzerine gelen ışığa düşen ışık, nesneye çarparak geri dönene ise yansıyan ışık denir. (Bu ayrımı daha sonra pozometreler bölümünde ayrıntılarıyla göreceğiz). Farklı yüzey yapıları ve ton değerlerindeki nesneler, üzerine düşen ışığı farklı miktarlarda yansıtır. Düz ve ayna gibi parlak yüzeyler, düşen ışığı parlatarak yansıtır. Yarı parlak bir yüzeye düşen ışık ve yansıyan ışık aynıdır. Mat ve koyu yüzeylere düşen ışık, azalarak yansır. Işık dalgaları bulut ya da aydınger kağıdı gibi yarı şeffaf malzemelerden geçince bütün yönlere yayılarak ilerler. Buna yayılma denir. Işık dalgaları, cam ya da su gibi bir yüzeyle karşılaştığında, yüzeyi geçen ışık ışınları doğrultusunu değiştirerek ilerler. Buna kırılma denir. Başka bir deyişle, hareket halindeki ışığın bir yüzeyi geçtikten sonra yönünü değiştirmesine kırılma denir. Bunun en iyi örneği; yarısı su dolu bardağa daldırılmış kaşığın, su ile havanın sınırını oluşturduğu yüzeyde kırılmış gibi görülmesidir. Işıkla ilgili yayılma, kırılma, yansıma gibi olayları anlamanız aslında çok önemli. Lütfen bunların üzerinde iyi düşünün. Daha sonra fotoğraf çekerken ışığın dilini anlamanız, doğru ve güzel fotoğraflar çekmeniz açısından önemli olacaktır.

Tekrarlayacak olursak bir nesnenin üzerine düşen ışık ışınları, yüzeye bağlı olarak; yansıyabilir, emilebilir, kırılabilir ya da yüzeyi geçerek ilerler. Pencere camına düşen ışık camı geçerek odaya girer. Buzlu cam, üzerine düşen ışığın çok az bölümünü arkaya bırakır, büyük bölümü yansıyarak yayılır. Suyun üzerine düşen ışığın bir bölümü suyun içinde ilerler bir bölümü yansır. Koyu bir kadife örtünün üzerine düşen ışığın yansıması söz konusu değildir. Bütün bu özelliklerden fotoğraf çekerken yararlanabilirsiniz. Örneğin bir vazonun fotoğrafını çekmek istiyorsunuz ama tek ışık kaynağınız var. Işığı diyelim ki sol taraftan verdiniz. Bu durumda vazonun sol tarafı ışıklı, sağ tarafı ise aydınlanmamış olacaktır. Karanlık bölgeyi aydınlatmak için ışığı o bölgeye yansıtacak bir malzemeden faydalanabilirsiniz. Kullandığınız yansıtıcının özelliği (renk, parlaklık gibi) sağ taraftaki aydınlanmanın niteliğini belirleyecektir.

Fotoğrafçılık açısından üzerinde durulması gereken diğer konu, ışığın oluşturduğu gölgedir. Bir elma üzerine düşen ışık dalgaları iki farklı gölge oluşturur; Birincisi, elmanın ışık almayan yüzünde oluşan bağlı gölgedir. Bu gölge elmanın yuvarlak mı, köşeli mi olduğu hakkında bilgi verir. İkincisi, elmanın saydam olmayan başka yüzey üzerindeki atılan gölgesidir. Bu gölge elmanın silüeti olarak ortaya çıkıp elmayı başka bir yüzeyde tanıtır (formuyla).

Biraz önce belirttiğim gibi rengin kaynağı da ışık. Beyaz ışığın içindeki uzun dalga boyunu kırmızı, kısa dalga boyunu mavi-mor olarak algılarız. Renkli bir nesne, üzerine düşen beyaz ışığın kendi rengini içeren dalga boyundaki ışığı yansıtır diğerlerini emer. Beyaz ışığı daima üç ana rengin karışımı olarak düşüneceğiz. Bir duvar beyazsa; üç ana renk (mavi, yeşil, kırmızı) aynen yansıyor, böylece karışımı beyaz algılıyoruz demektir. Bir kazak kırmızı ise; mavi ve yeşil emildiği ve sadece kırmızı yansıdığı için böyledir.

Işık, kaynağına bağlı olarak farklı şekilde yayılır. Bu yönüyle, ışık kaynakları ikiye ayrılır; birincisi sert ışık kaynakları diğeri ise yumuşak yani dağınık (yayınık) ışık kaynaklarıdır. Örneğin; dik gelen öğlen güneşi, spot ışık lambaları, küçük flaşlar sert ışık kaynaklarıdır. Bulut arkasından gelen güneş, yansıtılan ışık lambaları yumuşak ışık kaynaklarıdır. Sert ışık kaynakları, noktasal ışık verirler ve keskin gölgeler ortaya çıkartırlar. Yumuşak ışık kaynakları ise dağınık ışık verirler ve yumuşak gölgeler ortaya çıkartırlar. (Bu konu da çok önemli. Daha sonra uygulamalarla bunları göreceğiz).

Copyright © 2008 uguronur.com