Fotografçılığın Tarihi
Fotografçılığın Temelleri
Fotograf Makineleri
Işık Kontrolü
Optik

Daguerreotype-Daguerre

Yahuda bitümü, ışığa yeterince duyarlı olmadığı için güneş altında sekiz saat pozlamak gerekiyordu. Süreyi kısaltmak için Niepce başka maddelerin arayışına girdi. Bu arada, Paris’te Louis Jacques Mande Daguerre’le (1787-1851) tanıştı (1827). Daguerre, Paris’in tiyatrolarında Diyorama (Diorama) gösterileri yapıyordu. Daguerre küçük boyutlarda yapılan çizimleri karanlık kutu aracılığıyla 14x22 metre boyutlarındaki yarı şeffaf tül perdeye büyüterek yansıtıyordu. Tül perde özel olarak hazırlanmış salonlarda yukarıdan aşağıya doğru asılıyordu (sinema perdesi gibi). Ön ve arkadan aydınlatılan perdedeki görüntü özel efektlerle destekleniyordu. Niepce ve Daguerre iki yıl sonra ortaklık kurdular. Niepce, bütün araştırmalarını ve elde ettiği sonuçlarla ilgili bilgileri yeni ortağına iletti. Daguerre bu bilgiler ışığında çalışmalarını sürdürürken Niepce 1833 yılında öldü. Daguerre çalışmalarını yeni kimyasal maddeleri denemeye yöneltti. 1835 yılında cıva buharını kullanarak geliştirdiği yöntemiyle, doğrudan doğruya pozitif görüntüyü elde etti. Bu aslında bir rastlantı sonucu ortaya çıkmıştı. Daguerre, Gümüş iyodürle kaplanmış metal bir levhayı fotoğraf makinesinin içine koymuş, bunun üzerinde görüntü elde edebilmek umuduyla poz veriyordu. (13.Resim) Levhayı çıkarttığında (poz süresi yeterli olmadığından) görüntü elde edemediğini görerek öfke ile levhayı kimyasal maddeler bulunan bir dolaba koydu. Bir süre sonra dolabın kapağını açtığında levhanın üstünde parlak bir görüntünün belirmiş olduğunu gördü. Sebebinin de dolaptaki bir şişeden yükselen cıva buharı olduğunu anladı. Daguerre’in elde ettiği sonuç şaşılacak derecede iyiydi. Görüntünün aydınlık ve karanlık alanlarında her türlü detay vardı ve konu kusursuz görülüyordu. (14.Resim) Pozlama süresi sekiz saatten çok daha kısaydı artık... Fransız Bilimler Akademisi, bilim adamının Daguerreotype adını verdiği buluşu 19 Ağustos 1839 yılında onayladı.

Daguerreotype’in yöntemi şöyleydi: Üzerine gümüş sürülmüş ve yüzeyi düzleştirilerek parlatılmış bakır levha, içinde iyot partikülleri bulunan kabın üstüne kapatılır. Kabın içinde buharlaşan iyot, bakır levha yüzeyindeki gümüşle birleşerek ışığa duyarlı gümüş iyodu meydana getirir. Levha fotoğraf makinesinde yirmi dakika pozlanır. Bu aşamada gümüş iyot üzerine gelen ışıklar, gümüş yoğunluğunu azaltır. Daguerre pozlanmış levhayı daha sonra altından ocakla ısıtılan cıva dolu bir kabın üstüne, yani cıva buharına tutar. Cıva buharı, ışık alan yerlerdeki gümüşü, ışıktan etkilenme oranına göre yavaşça azaltır ve pozitif görüntü ortaya çıkar. Daha sonra levha sodyum hipo silfüte konularak görüntü sabitlenir ve pozlanmamış (değişime uğramamış) gümüş tuzları levha üzerinden temizlenir. Böylece konunun az ışık alan yerleri karanlık gözükür. Bu banyodan sonra, levha yıkanır ve kurutulur. Görüntünün ortaya çıktığı levha yüzeyi en küçük sürtünmeyle bozulacak derecede hassas olduğu için önüne cam konularak korunur.

Daguerreotype yöntemiyle çekilen fotoğraf tektir. Aynı fotoğraftan birden fazla elde etmek için sürecin tekrarlanması gerekir. Gümüş kaplı bakır levha parlatıldığından üzerindeki görüntü bir ayna etkisi oluşturur. Koruyucu cam da görülmesini güçleştirir. Ancak belli bir açıda tutulduğunda fotoğraf görülebilir. Diğer bir olumsuz yanı, ortalama yarım saatlik poz süresidir (yine de daha önceki yöntemdeki 8 saatten iyidir). Doğayı tek renkli göstermesi en büyük eleştiri nedenidir. Levhaların harelenmesi, kullanılan aygıtların ağır ve karmaşık olması da Daguerreotype çalışmalarını güçleştirmiştir. Olumsuzlukların yanında detayı inanılmaz keskinlikte kaydetmesi tekniğin en önemli avantajıdır.

Daguerreotype önce Avrupa, ardından Amerika’da bir endüstriye dönüştü. Pozlama süresi nedeniyle ilk önce mimari çalışmalarda kullanıldı. 1840-1844 yılları arasında Paris’in 114 Daguerreotype’ı çekildi. (15.Resim)

1840 sonunda ortaya çıkan teknik gelişmeler buluşun yayılmasını sağladı; Daguerre’in kullandığı objektiflerden, parlaklık (ışık geçirgenliği) açısından yirmi iki kez daha güçlü objektifler geliştirildi. Levhaların ışığa duyarlılığı artırıldı. Ayrıca levhaların yaldızlandırılması ve yaldızlandırılmış fotoğrafların elde edilmesidir. Bu sayede portre stüdyoları batı dünyasında hızla gelişti.

Pozlama süresinin kısalmasıyla fotoğraf makinesi önündeki düzenlemeler önem kazandı. Nesne aydınlatması başladı. Bunun için stüdyoya giren doğal ışıktan yararlanıldı. Amerika’daki dönemin ünlü Daguerreotype ustaları Josiah Johnson Hawes ve Albert Sands Southworth, çeşitli dekorların olduğu stüdyolar kurdu. Portreye konu olan kişiyi düzenlenmiş bir ortama yerleştirerek hem konu hem de fonu aydınlatmak için ışık kullandılar.

Fotoğrafçılık Wedgwood’un araştırmalarıyla başlamış, Niepce ve Daguerre’in araştırmalarıyla gelişmiş, resmi olarak da Daguerre tarafından sonuçlandırılmıştır. Ancak yöntem pahalı, kullanılan malzemeler ağır ve orijinal çoğaltılamıyordu.

Not:Fotoğraf 1839 yılında bulunduğunda ve Fransız Bilimler Akademisince resmen açıklandığında ressamların büyük çoğunluğu panik içinde buluşa karşı savaş açıp, neredeyse şeytanın aracı ilan ediyordu. Tıpkı 15. yy. da Gutenberg’in baskı makinesini bulmasının ardından, el yazmalarını kopya etmekle geçinen uzmanların yaptığı gibi… İşin aslı ekonomiktir! Özellikle portre ressamlarının ayrıcalıklı konumları fotoğraf nedeniyle darmadağın olmuştu. Fotoğraf sıradan insanların da uğraşabildiği ve sanat kavramının daha geniş kitlelere ulaştırıldığı bir yolu açmıştır.

Copyright © 2008 uguronur.com